‘Sevdalılar’ Kategorisi için Arşiv

Evet Demek İçin 40 Neden

Salı, 24 Ağustos 2010

 wpipeusu.jpg

  Dezavantajlı kesimler olan;

  •  Kadınlarımız,
  •  Çocuklarımız,
  •  Özürlülerimiz,
  •  Yaşlılarımız,
  •  Şehitlerimizin dul ve yetimleri ve gazilerimizin, her alanda avantajlı olmalarına “Evet” demektir.

  Çocuk istismarının önüne geçilmesine “Evet” demektir.

  Kişisel verilerin ancak kanunlarla öngörülen hallerde veya kişilerin açık rızası ile işlenebilmesine “Evet” demektir.

  “Fişleme”nin tarihe karışmasına “Evet” demektir.

  İnsanların kendileriyle ilgili kaydedilen bilgilere rahatlıkla ulaşmasına, yanlışsa düzeltebilmesine, rahatsız ediciyse, ortadan kaldırılmasına imkan sağlamaya “Evet” demektir.

  Yurtdışına çıkış özgürlüğünün genişletilmesine “Evet” demektir.

  İdarenin her türlü iş ve eyleminden dolayı haksızlığa uğrayan, uygunsuz bir muamele ile karşılaşan vatandaşların, mahkemeler dışında şikayetlerini iletebilecekleri bir Kamu Denetçiliği Kurumu’nun kurulmasına “Evet” demektir.

  12 Eylül Darbesi’ni yapan darbecilerin ve onların yardımcılarının hesap verebilmelerine imkan hazırlamaya “Evet” demektir.

  Yüksek Askeri Şura kararlarıyla ordudan atılan insanların mahkemelerde haklarını arayabilmelerine “Evet” demektir.

  Mahkemelerin “yerindelik denetimi” yapamayacağına “Evet” demektir.

  Mahkemelerin kendisini halkın iradesiyle seçilen hükümetlerin yerine koyamamasına “Evet” demektir.

  Yargı bağımsızlığını güçlendirmeye ve yargı tarafsızlığını sağlamaya “Evet” demektir.

  Askeri mahkemelerin görev alanının, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlarla sınırlandırılmasına “Evet” demektir.

  Sivillerin askeri mahkemelerde yargılanmasına son vermeye “Evet” demektir.

  Askeri mahkemelerde de mahkemelerin bağımsızlığı ve hakim teminatını sağlamaya “Evet” demektir.

  Anayasa Mahkemesi’nin yapısını tıpkı gelişmiş ülkelerdeki gibi çağdaş ve geniş katılımlı bir şekle dönüştürmeye “Evet” demektir.

  Vatandaşlarımızın Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunma haklarına “Evet” demektir.

  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye’den yapılan başvuruların azaltılmasına “Evet” demektir.

  Türkiye’nin, dünyadaki insan hakları imajına olumlu katkı sağlamasına “Evet” demektir.

  Tüm hakim ve savcılarımızın kendileriyle doğrudan ilgili olan HSYK üyelerini seçmede söz sahibi olmalarına “Evet” demektir.

  HSYK’nın ayrı bir binası, sekreteryası ve bütçesinin olmasına “Evet” demektir.

  HSYK’ya bağlı müstakil bir denetim mekanizmasının oluşturulmasına “Evet” demektir.

  HSYK üyeleri ile Anayasa Mahkemesi’ne seçilecek üyelerin seçiminde seçim adaletini sağlamaya yönelik “nispi temsil” sistemine “Evet” demektir.

  HSYK’nın kuruluşu ve işleyişinde kapalı devre sistemine son vermeye “Evet” demektir.

  HSYK’nın yapısını, hukuk sistemi oturmuş ülkelerdeki standart ve yapıya yükseltmeye “Evet” demektir.

  HSYK’nın ihraç kararlarının yargı denetimine tabi tutulmasına “Evet” demektir.

  Aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olma imkanına “Evet” demektir.

  Memura grev hakkının önündeki engellerin ortadan kaldırılmasına “Evet” demektir.

  Memurlara toplu sözleşme hakkının verilmesine “Evet”demektir.

  Devlet Memurları ve diğer kamu görevlilerine verilen uyarma ve kınama cezalarına yargı yolunun açılmasına “Evet” demektir.

  Emekli memurların da toplu sözleşmeden yararlanmasına “Evet” demektir.

  Ekonomik ve Sosyal Konsey’in anayasal güvenceye kavuşturulmasına “Evet” demektir.

  Esnafın, sanatkarın, tüccarın ve sanayicinin hükümetin sosyal ve ekonomik politikalarında söz sahibi olmasına “Evet” demektir.

  12 Eylül Darbe Anayasası’nın kısmen de olsa değişmesine “Evet” demektir.

  Demokratik standartların ve hukuk devleti anlayışının yükseltilmesiyle daha çok uluslararası sermaye girişine “Evet” demektir.

  Demokratik standartlarla büyümeyi doğru orantılı hale getirmeye “Evet” demektir.

  İnsanları, ekmekle özgürlük arasında tercihe zorlayan anlayışa son vermeye “Evet” demektir.

  Kanuni formalitelerin ve keyfi kararların, zenginlik ve refahı arttıracak ekonomik kararları boğmasına mani olmaya “Evet” demektir.

  Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçmeye “Evet” demektir.

  Gücün kanunundan, kanunun gücüne geçişe “Evet” demektir.

anayasa evet milletin iradesi oy verme referandum Sevdalılar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 4%

Mezardakileri Bile Kaldırarak Evet Oyu Kullandırmak Lazım

Pazartesi, 02 Ağustos 2010

“MEZARDAKİLERİ BİLE KALDIRARAK EVET OYU KULLANDIRMAK LAZIM”

Pakette milletin istikbali adına çok önemli düzenlemeler bulunduğunu belirten Gülen, siyasî hesapların bir kenara bırakılmasını istedi. “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak ‘evet’ oyu kullandırmak lazım.” diyen Gülen, referandum desteğinin “her partiye aynı mesafede olma” çizgisiyle çelişmediğini vurguladı. Gülen Hocaefendi, referandumun 12 Eylül’ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesini ise doğru bulmadı.

Gülen’in açıklamaları özetle şöyle: 12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki27 Mayısdarbeleri, hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaatetmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsî saltanatları devam ettirme hareketleriydi. Bazı kimseler, gemilerini yüzdürmek için kan seylaplarına ihtiyaç duymuş; bu milletin evladını sağcı ve solcu olarak cephelere ayırmış ve vuruşturmuş; nihayet akıttıkları kan, irin ve gözyaşından istifade ederek kendi otağlarını kurmuşlardı.

Kuvvetin genetiğinde adaletsizlik ve dengesizlik vardır. Kuvvet, hakkın elinde, mantık ve muhakeme rehberliğinde bir kısım problemleri çözebilecek potansiyel bir güç sayılsa da, his yörüngeli kaba düşüncenin elinde her zaman bir tahrip aleti olagelmiştir. Gerçi kuvvetin de bir hikmet-i vücudunun bulunduğu muhakkaktır; ama ona dayanılarak çözülmeye çalışılan problemlerde aklın, mantığın, muhakemenin hattâ dehanın değerlendirilemediği de bir gerçektir. Ne acıdır ki, 27 Mayıs, 12 Mart ve12 Eylülgibi darbe dönemlerinde ülkemizde hak, mantık ve muhakeme, kuvvetin çılgınlığı karşısında yenilgiye uğramış ve âdeta bir esaret yaşamıştır.

Kuvvetin genetiğindeki bozukluk, hemen hemen bütün kuvvet temsilcilerine başka insanların tepelerine binme, onları ezme, sindirme ve seslerini kesme hislerini pompalar. Dolayısıyla da, kuvvetin taşkınlığı ve çılgınlığıyla insanları ezip sindirme sadece belli bir kesimin işi değildir. Bazen, siyasî iktidarı güçlenenler de artık kimseyi kâle almamaya başlar ve dediğim dedik düşüncesiyle hareket ederler. Dahası, idarecilerin etrafı danışmanlar, özel kalemler, yakın çevrelerce kuşatılır ve halkın sesinin asıl merciye ulaşmasının önü kesilir. Böylece daha dün herkesin elini öpen kimseler, biraz güçlenince gayrı kimseyi dinlemez olur, bildikleri gibi davranır ve her iyi işin de kendilerine mâl edilmesini isterler.

AÇ KURDA TAHABBUB İŞTAHINI AÇAR, DİŞİNİN KİRASINI DA İSTER

27 Mayıs’ta on binlerce insan zulme uğradı; devletin en zirvesindekinden milletvekillerine ve partinin taşra teşkilatındaki temsilcilere kadar yüzlerce, binlerce insan bir anda tutuklandı. Tutuklananlar da çok uysal davrandılar, tabiri caizse, kuzu kuzu gittiler. Bilmiyorum o kadar kuzu kuzu olma ve aç kurda karşı tahabbub gösterme doğru muydu, değil miydi?!. Fakat bazı kimselerin bir nezaket ahlakı vardır, namusları gibidir; fedada bulunamazlar. Nitekim, zirvedeki zat, o zalimlerin mahkemelerinde “Reis beyefendi, savcı beyefendi” demede kusur etmedi, centilmence davrandı. Bu, onun efendiliğinin gereğiydi; fakat aç kurda karşı tahabbub göstermek onun iştahını açar, sonra döner dişinin kirasını ister. Herhalde bütün bütün dünyaya kilitlenmiş, yüksek bir mefkuresi olmayan ve elindeki imkânları kaybetmekten korkan kimselere karşı biraz dik durulsaydı, -başkası olsa şöyle derdi- o zibidilerin hepsi def olur giderlerdi.

Bütün darbeler gibi 12 Mart da öyle zavallı bir zihniyetin işiydi ki, kitap okumak için bir evde toplanmış bulunan insanlar bile tutuklanıp aylarca hapislerde süründürülmüşlerdi. Hatta, sadece Cenâb-ı Hakk’ın Kuddûs isminin tecellilerini anlatan bir risaleyi okumuş olduklarından dolayı senelerce hapis cezası almakla karşı karşıya bırakılmışlardı.

TEMİZ VATAN EVLATLARI BÖLÜKLERE AYRILARAK VURUŞTURULDU

O gün o kanlı darbeleri yapan ve vatan evladını kamplara bölüp kanlarını dökenlerle bugün PKK’yı besleyip destekleyen, silah ve uyuşturucu ticareti adına kullanan ve kendilerinin bir kısım isteklerini gerçekleştirmek için onu orada sürekli kanayan bir yara ve bitmeyen bir problem olarak canlı tutan kimseler aynı insanlardır ve mantık aynı mantıktır.

12 Mart döneminde hapiste kaldığım süre içerisinde hem ülkücüler arasından hem de sol kesimden çiçeği burnunda tığ gibi delikanlı arkadaşlarım oldu. Oturup konuştuğum zaman hepsinin görüşülüp konuşulabilecek insanlar olduklarını gördüm. Aynı silah ve kurşunla birbirini öldüren her iki taraftan, (hem ülkücüler hem de solcular arasından) bu insanların çoğunu o kadar samimi, o kadar saf ve duru buldum ki, kalblerine bir Allah’la irtibatı ve Efendimiz’e bağlılığı koysanız sahabe gibi samimi insanlardı. Gönül verdikleri davada başka beklentileri yoktu. Fakat, bu temiz vatan evladı bölüklere ayrılarak senelerce vuruşturulmuştu. Orada gördüğüm öyle manzaralar oldu ki… Nedim isminde sol kesimden biri vardı. Öyle dövmüş ve öyle işkence yapmışlardı ki, ayağının altından kemik çıkarmışlardı. O tığ gibi delikanlı, o haliyle yürürken benim içimden bir şey kopuyor ve kalbime kan damlıyordu.

MİLLET DOĞRULMAYA ÇALIŞIRKEN 12 EYLÜL BALYOZU İNDİ

27 Mayıs darbesi sadece bir iktidarı yerle bir etmedi; balyoz aynı zamanda Türkiye’deki bütün olumlulukların tepesine de indi. Askerinden üniversite hocasına kadar çok iyi yetişmiş, temiz ve namuslu bir sürü insan emekli edildi. Böylece âdeta ülke çadırını ayakta tutabilecek bütün kazıklar koparılıp atıldı, orta direk kırıldı ve ülke bir çöküntü yaşadı. Millet biraz belini doğrultacak gibi olunca bu defa 12 Mart darbesi bir kâbus gibi çöktü memleketin üstüne. Vefalı ve samimi millet, “olsun” deyip bir kere daha doğrulmaya çalışırken bu defa da bir balyoz gibi 12 Eylül indi başlarına. Sonra bir de 28 Şubat… Bunlar suyun yüzüne vuran hadiselerdi. Arkada Talat Aydemir vakıası gibi fiyaskoyla neticelenen teşebbüslerin de hadd ü hesabı yok. Bu açıdan, dünden bugüne mesele sadece bir iktidarın devrilmesinden ibaret değildir; hadise, kuvvetin çılgınlığına kendini kaptırmış bazı kimselerin bir ülkeyi bütün bütün batırma pahasına sadece kendi saltanatlarını devam ettirme mücadelesidir.

İMKÂN OLSA, MEZARDAKİLERİ BİLE KALDIRARAK REFERANDUMA ‘EVET’ OYU KULLANDIRMAK LAZIM

Maalesef, Avrupa Birliği’ne namzet olan ve Ortadoğu’da yeni açılımlar gerçekleştiren ülkemizin ihtiyaç duyduğu şekilde biranayasa değişikliğiyapılamadı. Fakat yapılması gerekenlerin yapılamaması açısından “maalesef” desek de, bir kısım cellatlıkların ve farklı vesayetlerin önünü almaya matuf bir iki maddenin değişikliği bile çok önemlidir. Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkân olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda “EVET” oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da.. ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır.

REFERANDUM 12 EYLÜL’ÜN HESAPLAŞMASI DEĞİL, MÜ’MİNler İNTİKAM PEŞİNDE OLAMAZLAR

Bazı siyasîler referandumu kendi hesaplarına değerlendirmeyi düşünüyor olabilirler. Fakat ben o meselenin millete yararlı olup olmamasına bakarım. Bu açıdan, referandumu siyasî olarak görmemek ve ona millete kazandıracakları zaviyesinden yaklaşmak lazımdır. Referandumun sadece 12 Eylül’ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesi de doğru değildir. Bu sayede darbecilerden intikam alınacağını düşünmek yanlıştır; mü’minler intikam peşinde olamazlar. O paketin içinde milletimizin istikbali için çok önemli maddeler var; bu itibarla da değişiklik paketi bu yönüyle desteklenmeli ve “evet” oyları böyle bir niyetle verilmelidir.

HİÇ KİMSEYE ‘FALAN PARTİYE GİRİN’ DEMEDİK

Biz hâlâ her partiye karşı aynı mesafede duruyoruz. Hiç kimseye “Falan partiye girin; mitinglerinde boy gösterin; çarşıda pazarda alkışçısı olun!” demedik. Mesafeli durmak, milletimizin kaderi adına isabetli bulduğumuz bir kısım meselelerde bazı kimselere oy vermemize mani değildir. Güzel şeyler sergileyen ve iyi işler yapan kim olursa olsun, bu millet onu desteklemiştir; desteklenen aslında şahıs ya da parti değil, icraattır. “Şeytandan sığındığım gibi siyasetten de Allah’a sığınırım.” diyecek kadar politikaya mesafeli ve dünyaya uzak duran Hazreti Bediüzzaman, vakti gelince oyunu kullanmış ve hem de “falan yere kullandım” demiştir. Evet, biz bütün partilere karşı mesafeli duruyoruz; ne var ki, mesafeli durmak başka, oyumuzu Türkiye’nin geleceği adına isabetli işler yapacağına inandığımız bir yere postalamak daha başka bir meseledir.

ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKESİ HAYIRLA ANARIM

Güzellik, hayır ve iyilik adına, ister harekete, ister size, ister Müslümanlığa ve isterse de ülkemizin istikbal ve ikbaline hizmet etmiş herkesi (kim olursa olsun) takdir eder ve hayırla anarım. Merhum Turgut Özal’ın iyiliklerini görmezlikten gelemem. Bülent Ecevit Bey’e “makamı Cennet olsun” diyorum; sözden anlayanlar bunun ne demek olduğunu bilirler. Hazreti Üstad diyor ki; “Her mü’minin her sıfatı mü’min olmadığı gibi; her kâfirin her sıfatı da kâfir değildir.” (Yanlış anlaşılmasın) Ben kimseye kâfir demiyorum. 12 Eylül bir kötülüktür; fakat o darbeyi gerçekleştiren ve kötülük yapan bir insanın da iyi yanları olabilir; ben güzel bulduğum bir davranışı takdir ettim.

Kenan Evren mekteplerde seçmeli olan din ve ahlak derslerini mecburi hale getirdiğinden dolayı, bir röportajda dedim ki; “Eğer bunu gönlünden gelerek samimiyetle yaptıysa, Allah bu yüzden onu affeder.” Bugün de şu ya da bu partiden birileri yine ülkemizin istikbali ve ikbali adına olumlu şeyler söyler ve yaparlarsa, ben onlar için de Firdevsî gibi bir destan yazarım. Bu, Hakk’ın hatırınadır; Hakk’ın hatırı ise âlidir.

Sevdalılar Video
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 10%

Mevlana ve 4 Kapı

Cuma, 23 Temmuz 2010

1- Şeriat Kapısı

2- Tarikat Kapısı

3- Marifet Kapısı

4- Hakikat Kapısı

Öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.

Öğrencilerinden biri Mevlana’ya sormuş; “Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?”

“Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım.” (more…)

Sevdalılar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 11%

Muhteşem Bir Şölendi..

Cumartesi, 29 Mayıs 2010

8-uluslararasi-turkce-olimpiyatlari-40816_b.jpg

8. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları Trabzon İl Etkinliği 28.05.2010 tarihinde Akçaabat Stadyumunda yapıldı. Havai fişekler ve Olimpiyat marşları eşliğinde başlayan geceye Trabzon Valisi Recep Kızılcık, Belediye Başkanı Orhan Fezvi Gümrükçüoğlu ve Trabzon Milletvekillerinin katılımlarıyla 22 ülkeden gelen 56 öğrenciler muhteşem bir gece yaşattılar.

Hacıvat ile Karagöz Gösterisi ile izleyicileri güldüren ve Türkçe’nin kullanımı konusunda düşündüren, Kolbastı gösterisi ile herkesi coşturan, Artvin Atabarıyla mükemmel figürler segileyen gençler daha birçok gösteri ve becerileri ile Trabzon halkının gönüllerinde taht kurmayı başardılar.

3.jpg

Sevdalılar trabzon
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 24%

Kaos Ancak Kaos Doğurur

Pazar, 13 Aralık 2009

M. Fethullah GÜLENFethullah Gülen’den hain saldırı başta olmak üzere gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalar…

Fethullah Gülen Hocaefendi bu hafta KIRIK TESTİ köşesinde Türkiye’nin içinde olduğu son duruma ilişkin soruları cevapladı.

Son günlerde Türkiye yine bir kaosun içine çekilmek isteniyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, üçyüz seneden beri sürekli kaosun içine çekilmek istenmektedir. Güçlü bir Türkiye ile başa çıkamayacaklarını çok iyi bilen dış güçler, Anadolu insanını ruh ve mana köklerinden kopararak ve maziden tevarüs ettiği o zengin mirastan uzaklaştırıp aslına yabancı hale getirerek ona en büyük kötülüğü yapmaya çalışmaktadırlar. Bu tür entrika ve tuzaklar yeni değildir. Şu kadar var ki, zamana göre bu taarruz, bu plan ve bu komplolar da farklı farklı olagelmiştir. Değişen şartlar, mevcut konjonktür, o an rağbet gören silahlar, revaçta olan oyunlar ve hud’alar… nisbetinde millet ruhuna saldırının ve entrikaların da şekli değişip durmuştur. Aslında, bu entrikalar tarihinin başlangıcı ta sekiz asır öncesine gitmektedir ama özellikle son üç asırdır işlenen şenaatler suyun yüzüne vurmaktadır. (more…)

Sevdalılar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 67%

Bacımın başörtüsü…

Cumartesi, 19 Eylül 2009

basortusu.jpg

Sevdalılar Seyir Defteri
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 45%

Temiz ve yaşanılabilir bir çevre için hep birlikte el ele

Salı, 11 Ağustos 2009

0808temiz2.jpgTrabzon Belediyesi tarafından başlatılan temizlik kampanyasına Başkan Gümrükçüoğlu da katıldı. Temiz ve yaşanılabilir bir çevre için hep birlikte el ele.
Temizlik kampanyasına katılan Başkan Gümrükçüoğlu, Trabzon insanında çok iyi bir temizlik kültürünün olduğunu ifade ederek, “Gelecek kuşaklara temiz ve yaşanılabilir bir şehir bırakmak için vatandaşlarımızın da gerekli hassasiyeti göstererek belediyemize destek vermelerini istiyorum”dedi.
“Temiz ve yaşanabilir bir şehir için hep birlikte el ele” sloganıyla hareket eden Trabzon Belediyesi temizlik kampanyalarına başladı. (more…)

Projeler Sağlık Sevdalılar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 44%

Buralar neden virane olmuş?..

Cumartesi, 08 Ağustos 2009

hekimogluismail.jpgBundan yıllar önce Efes harabelerini gezmeye gittim. Dedim ki, “Bir zamanlar mağmur olan beldeler; neden viran oldunuz?” Arkeoloji ve tarih kitaplarına baktım, araştırdım. Çok güçlü medeniyetler kurulmuş, çok güzel mabetler yapılmış. Fakat bunun yanı sıra içki tanrısı, kumar tanrısı, cinsellik tanrısı gibi putlaştırılmış zevkler, orada taş haline getirilmişti…

“Tamam”, dedim, “Efes’i viran eden, işte bu batıl, putlaştırılmış tanrılardır.”

Ey insan, yolun harabelere, viranelere, Efes, Bergama, Truva gibi yerlere düşerse buraları iyi gez. Gezerken düşün ve araştır. Neden buralar virane olmuş, neden buralardaki halk helâk olmuş? İşte o zaman heykellere dikkat et. Sonra başını etrafa çevir, heykeller gibi gezen, his bakımından taşlaşan, kendini arzularının ipine bağlayan, arzularına kul-köle olanlara bak; beldelerin viran olacağını hatırına getir. Sonra git tarihe sor. Neden bazı milletler yok olmuş, neden bazı beldeler yıkılmış? Sodom Gomore, Lut kavmi, Âd kavmi, Semud, Firavun kavmine ne olmuş? Haramların sıralandığı rafları, vitrinleri düşün. Haram imal eden, haram satan insanların vurdumduymazlığını, nice haramları mecbur edip farzları yasaklayan rejimlerin sonunun neye lâyık olduğunu hatırla ve de ki: “Başımıza taş yağmıyorsa, taş gibi kaya gibi dolular yağmıyorsa bu, Allah’ın bir lütfudur, insanların akıllarını başlarına almaları için bir fırsat ve mühlet vermedir!..”  (more…)

Sevdalılar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 38%

Türkeş: ”Siz Öncüsünüz”

Cumartesi, 08 Ağustos 2009

Yaptığı hizmetlerle her kesim tarafından takdirle karşılanan Fethullah Gülen’e MHP’nin merhum lideri Alparslan Türkeş de büyük destek vermişti.
32.jpg

Türkeş, Gülen’e gönderdiği mektupta, şunları söylemişti: “Toplumların her alanda kalkınmalarının temel şartı olan manevî uyanışın ve yükselişin öncülüğünü yapmış bulunmaktasınız. Barışı, hoşgörüyü ve kardeşliği esas alan öze dönüşü, uzay çağına yükselişi başlatmış durumdasınız. Kanada’dan Yakutistan’a, Moğolistan’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar her yerde açılmış bulunan okullar ve üniversiteler millî kültürümüzün ve millî, manevî değerlerimizin bütün insanlığa yöneldiğini göstermektedir.”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi

Tarih: 09/01/1997 Sayı: Özel

Çok Muhterem Fethullah GÜLEN Hocaefendi Hazretleri’ne,

Efendi Hazretleri,

Zat-ı âliniz, milletimizin hayatında çok yararlı hizmetlerin yapılmasını sağlamış bulunmaktasınız.

Yetiştirmiş olduğunuz ilim, irfan ve fazilet erbabı kadrolarla milletimizin muhtaç bulunduğu geniş bir eğitim seferberliğini telkinlerinizle başlatmış ve başarı ile devamını temin etmiş bulunmaktasınız. Toplumların her alanda kalkınmalarının temel şartı olan manevî uyanışın ve yükselişin öncülüğünü yapmış bulunmaktasınız.

Barışı, hoşgörüyü ve kardeşliği esas alan öze dönüşü, uzay çağına yükselişi başlatmış durumdasınız. Kanada’dan Yakutistan’a, Moğolistan’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne kadar her yerde açılmış bulunan okullar ve üniversiteler millî kültürümüzün ve millî, manevî değerlerimizin bütün insanlığa yöneldiğini göstermektedir. Faziletli hayatınız, hiçbir maddî menfaate tamah göstermeyen karakteriniz size karşı halkımızda büyük bir güven uyandırmıştır. Yalnız Allah rızasını hedef alan gayretleriniz, birkaç yüzyıldan beri kaybettiğimiz eski dünyamızı yeniden fetih mahiyetindedir.

Susurluk olayı bahane edilerek zat-ı âlinizin temiz isminin gölgelenmek istenmesi çok üzücü olmuştur. Fakat hem milletimiz sizi tanıyor, hem de dünya sizi tanıyor. Kötü niyetlilerin bir şey yapmaları mümkün değildir.

Nazik teşekkür mektubunuza çok teşekkürler ediyorum. Gerçeği söylemek bizim vazifemizdir. Sözü edilen beyanat, doğruyu küçük bir ölçüde kamuoyu önünde açıklamaktan ibarettir.

Cenabı Hak’tan size sağlıklar ve hayırlı uzun ömürler ihsan etmesini ve böylece başlatmış olduğunuz güzel gelişmelerin tamamlanmasını niyaz ediyorum.

Mahsus selam, sevgi ve saygılar sunuyorum.

Alparslan TÜRKEŞ

Sevdalılar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 23%

Heyecanla beklenen külliyat çıktı

Cumartesi, 08 Ağustos 2009

2971.jpgFethullah Gülen, son yarım asırda yetişen en önemli fikir ve düşünce adamlarından biri. Teşvik ve tavsiyeleriyle dünya çapında yapılan hizmetler göz önüne alındığında bu durum açıkça görülüyor.

Yaklaşık kırk yıl kadar Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde imam ve vaiz olarak görev yapan Gülen, konuşmalarında hep ümit ve aksiyon aşıladı insanlara. Bu konuşmaları da her daim kayıt altına alındı. Ama önce kaseti biraz geri saralım. (more…)

Sevdalılar
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 24%