‘Kategorilenmemiş’ Kategorisi için Arşiv

Mezardakileri Bile Kaldırarak Evet Oyu Kullandırmak Lazım

Pazartesi, 02 Ağustos 2010

“MEZARDAKİLERİ BİLE KALDIRARAK EVET OYU KULLANDIRMAK LAZIM”

Pakette milletin istikbali adına çok önemli düzenlemeler bulunduğunu belirten Gülen, siyasî hesapların bir kenara bırakılmasını istedi. “İmkân olsa mezardakileri bile kaldırarak ‘evet’ oyu kullandırmak lazım.” diyen Gülen, referandum desteğinin “her partiye aynı mesafede olma” çizgisiyle çelişmediğini vurguladı. Gülen Hocaefendi, referandumun 12 Eylül’ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesini ise doğru bulmadı.

Gülen’in açıklamaları özetle şöyle: 12 Eylül, 12 Mart ve daha önceki27 Mayısdarbeleri, hiçbir mantığa dayanmayan ve millet adına hiçbir yarar vaatetmeyen bir çeşit sindirme ve herkese haddini bildirme, sonra da iktidarı ele geçirme ve şahsî saltanatları devam ettirme hareketleriydi. Bazı kimseler, gemilerini yüzdürmek için kan seylaplarına ihtiyaç duymuş; bu milletin evladını sağcı ve solcu olarak cephelere ayırmış ve vuruşturmuş; nihayet akıttıkları kan, irin ve gözyaşından istifade ederek kendi otağlarını kurmuşlardı.

Kuvvetin genetiğinde adaletsizlik ve dengesizlik vardır. Kuvvet, hakkın elinde, mantık ve muhakeme rehberliğinde bir kısım problemleri çözebilecek potansiyel bir güç sayılsa da, his yörüngeli kaba düşüncenin elinde her zaman bir tahrip aleti olagelmiştir. Gerçi kuvvetin de bir hikmet-i vücudunun bulunduğu muhakkaktır; ama ona dayanılarak çözülmeye çalışılan problemlerde aklın, mantığın, muhakemenin hattâ dehanın değerlendirilemediği de bir gerçektir. Ne acıdır ki, 27 Mayıs, 12 Mart ve12 Eylülgibi darbe dönemlerinde ülkemizde hak, mantık ve muhakeme, kuvvetin çılgınlığı karşısında yenilgiye uğramış ve âdeta bir esaret yaşamıştır.

Kuvvetin genetiğindeki bozukluk, hemen hemen bütün kuvvet temsilcilerine başka insanların tepelerine binme, onları ezme, sindirme ve seslerini kesme hislerini pompalar. Dolayısıyla da, kuvvetin taşkınlığı ve çılgınlığıyla insanları ezip sindirme sadece belli bir kesimin işi değildir. Bazen, siyasî iktidarı güçlenenler de artık kimseyi kâle almamaya başlar ve dediğim dedik düşüncesiyle hareket ederler. Dahası, idarecilerin etrafı danışmanlar, özel kalemler, yakın çevrelerce kuşatılır ve halkın sesinin asıl merciye ulaşmasının önü kesilir. Böylece daha dün herkesin elini öpen kimseler, biraz güçlenince gayrı kimseyi dinlemez olur, bildikleri gibi davranır ve her iyi işin de kendilerine mâl edilmesini isterler.

AÇ KURDA TAHABBUB İŞTAHINI AÇAR, DİŞİNİN KİRASINI DA İSTER

27 Mayıs’ta on binlerce insan zulme uğradı; devletin en zirvesindekinden milletvekillerine ve partinin taşra teşkilatındaki temsilcilere kadar yüzlerce, binlerce insan bir anda tutuklandı. Tutuklananlar da çok uysal davrandılar, tabiri caizse, kuzu kuzu gittiler. Bilmiyorum o kadar kuzu kuzu olma ve aç kurda karşı tahabbub gösterme doğru muydu, değil miydi?!. Fakat bazı kimselerin bir nezaket ahlakı vardır, namusları gibidir; fedada bulunamazlar. Nitekim, zirvedeki zat, o zalimlerin mahkemelerinde “Reis beyefendi, savcı beyefendi” demede kusur etmedi, centilmence davrandı. Bu, onun efendiliğinin gereğiydi; fakat aç kurda karşı tahabbub göstermek onun iştahını açar, sonra döner dişinin kirasını ister. Herhalde bütün bütün dünyaya kilitlenmiş, yüksek bir mefkuresi olmayan ve elindeki imkânları kaybetmekten korkan kimselere karşı biraz dik durulsaydı, -başkası olsa şöyle derdi- o zibidilerin hepsi def olur giderlerdi.

Bütün darbeler gibi 12 Mart da öyle zavallı bir zihniyetin işiydi ki, kitap okumak için bir evde toplanmış bulunan insanlar bile tutuklanıp aylarca hapislerde süründürülmüşlerdi. Hatta, sadece Cenâb-ı Hakk’ın Kuddûs isminin tecellilerini anlatan bir risaleyi okumuş olduklarından dolayı senelerce hapis cezası almakla karşı karşıya bırakılmışlardı.

TEMİZ VATAN EVLATLARI BÖLÜKLERE AYRILARAK VURUŞTURULDU

O gün o kanlı darbeleri yapan ve vatan evladını kamplara bölüp kanlarını dökenlerle bugün PKK’yı besleyip destekleyen, silah ve uyuşturucu ticareti adına kullanan ve kendilerinin bir kısım isteklerini gerçekleştirmek için onu orada sürekli kanayan bir yara ve bitmeyen bir problem olarak canlı tutan kimseler aynı insanlardır ve mantık aynı mantıktır.

12 Mart döneminde hapiste kaldığım süre içerisinde hem ülkücüler arasından hem de sol kesimden çiçeği burnunda tığ gibi delikanlı arkadaşlarım oldu. Oturup konuştuğum zaman hepsinin görüşülüp konuşulabilecek insanlar olduklarını gördüm. Aynı silah ve kurşunla birbirini öldüren her iki taraftan, (hem ülkücüler hem de solcular arasından) bu insanların çoğunu o kadar samimi, o kadar saf ve duru buldum ki, kalblerine bir Allah’la irtibatı ve Efendimiz’e bağlılığı koysanız sahabe gibi samimi insanlardı. Gönül verdikleri davada başka beklentileri yoktu. Fakat, bu temiz vatan evladı bölüklere ayrılarak senelerce vuruşturulmuştu. Orada gördüğüm öyle manzaralar oldu ki… Nedim isminde sol kesimden biri vardı. Öyle dövmüş ve öyle işkence yapmışlardı ki, ayağının altından kemik çıkarmışlardı. O tığ gibi delikanlı, o haliyle yürürken benim içimden bir şey kopuyor ve kalbime kan damlıyordu.

MİLLET DOĞRULMAYA ÇALIŞIRKEN 12 EYLÜL BALYOZU İNDİ

27 Mayıs darbesi sadece bir iktidarı yerle bir etmedi; balyoz aynı zamanda Türkiye’deki bütün olumlulukların tepesine de indi. Askerinden üniversite hocasına kadar çok iyi yetişmiş, temiz ve namuslu bir sürü insan emekli edildi. Böylece âdeta ülke çadırını ayakta tutabilecek bütün kazıklar koparılıp atıldı, orta direk kırıldı ve ülke bir çöküntü yaşadı. Millet biraz belini doğrultacak gibi olunca bu defa 12 Mart darbesi bir kâbus gibi çöktü memleketin üstüne. Vefalı ve samimi millet, “olsun” deyip bir kere daha doğrulmaya çalışırken bu defa da bir balyoz gibi 12 Eylül indi başlarına. Sonra bir de 28 Şubat… Bunlar suyun yüzüne vuran hadiselerdi. Arkada Talat Aydemir vakıası gibi fiyaskoyla neticelenen teşebbüslerin de hadd ü hesabı yok. Bu açıdan, dünden bugüne mesele sadece bir iktidarın devrilmesinden ibaret değildir; hadise, kuvvetin çılgınlığına kendini kaptırmış bazı kimselerin bir ülkeyi bütün bütün batırma pahasına sadece kendi saltanatlarını devam ettirme mücadelesidir.

İMKÂN OLSA, MEZARDAKİLERİ BİLE KALDIRARAK REFERANDUMA ‘EVET’ OYU KULLANDIRMAK LAZIM

Maalesef, Avrupa Birliği’ne namzet olan ve Ortadoğu’da yeni açılımlar gerçekleştiren ülkemizin ihtiyaç duyduğu şekilde biranayasa değişikliğiyapılamadı. Fakat yapılması gerekenlerin yapılamaması açısından “maalesef” desek de, bir kısım cellatlıkların ve farklı vesayetlerin önünü almaya matuf bir iki maddenin değişikliği bile çok önemlidir. Değil sadece kadını erkeğiyle, çoluğu çocuğuyla ve dünyanın dört bir yanına dağılmışıyla hayatta olan insanları, imkân olsa mezardakileri bile kaldırarak o referandumda “EVET” oyu kullandırmak lazım. Mezardakiler bile kalksın. Ben zannediyorum kalkarlar da.. ben zannediyorum ruhları koşar da. Çünkü demokrasi adına çok önemli bir adımdır.

REFERANDUM 12 EYLÜL’ÜN HESAPLAŞMASI DEĞİL, MÜ’MİNler İNTİKAM PEŞİNDE OLAMAZLAR

Bazı siyasîler referandumu kendi hesaplarına değerlendirmeyi düşünüyor olabilirler. Fakat ben o meselenin millete yararlı olup olmamasına bakarım. Bu açıdan, referandumu siyasî olarak görmemek ve ona millete kazandıracakları zaviyesinden yaklaşmak lazımdır. Referandumun sadece 12 Eylül’ün kirlerini temizlemeye ve darbecilerle hesaplaşmaya vesile gibi gösterilmesi de doğru değildir. Bu sayede darbecilerden intikam alınacağını düşünmek yanlıştır; mü’minler intikam peşinde olamazlar. O paketin içinde milletimizin istikbali için çok önemli maddeler var; bu itibarla da değişiklik paketi bu yönüyle desteklenmeli ve “evet” oyları böyle bir niyetle verilmelidir.

HİÇ KİMSEYE ‘FALAN PARTİYE GİRİN’ DEMEDİK

Biz hâlâ her partiye karşı aynı mesafede duruyoruz. Hiç kimseye “Falan partiye girin; mitinglerinde boy gösterin; çarşıda pazarda alkışçısı olun!” demedik. Mesafeli durmak, milletimizin kaderi adına isabetli bulduğumuz bir kısım meselelerde bazı kimselere oy vermemize mani değildir. Güzel şeyler sergileyen ve iyi işler yapan kim olursa olsun, bu millet onu desteklemiştir; desteklenen aslında şahıs ya da parti değil, icraattır. “Şeytandan sığındığım gibi siyasetten de Allah’a sığınırım.” diyecek kadar politikaya mesafeli ve dünyaya uzak duran Hazreti Bediüzzaman, vakti gelince oyunu kullanmış ve hem de “falan yere kullandım” demiştir. Evet, biz bütün partilere karşı mesafeli duruyoruz; ne var ki, mesafeli durmak başka, oyumuzu Türkiye’nin geleceği adına isabetli işler yapacağına inandığımız bir yere postalamak daha başka bir meseledir.

ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HERKESİ HAYIRLA ANARIM

Güzellik, hayır ve iyilik adına, ister harekete, ister size, ister Müslümanlığa ve isterse de ülkemizin istikbal ve ikbaline hizmet etmiş herkesi (kim olursa olsun) takdir eder ve hayırla anarım. Merhum Turgut Özal’ın iyiliklerini görmezlikten gelemem. Bülent Ecevit Bey’e “makamı Cennet olsun” diyorum; sözden anlayanlar bunun ne demek olduğunu bilirler. Hazreti Üstad diyor ki; “Her mü’minin her sıfatı mü’min olmadığı gibi; her kâfirin her sıfatı da kâfir değildir.” (Yanlış anlaşılmasın) Ben kimseye kâfir demiyorum. 12 Eylül bir kötülüktür; fakat o darbeyi gerçekleştiren ve kötülük yapan bir insanın da iyi yanları olabilir; ben güzel bulduğum bir davranışı takdir ettim.

Kenan Evren mekteplerde seçmeli olan din ve ahlak derslerini mecburi hale getirdiğinden dolayı, bir röportajda dedim ki; “Eğer bunu gönlünden gelerek samimiyetle yaptıysa, Allah bu yüzden onu affeder.” Bugün de şu ya da bu partiden birileri yine ülkemizin istikbali ve ikbali adına olumlu şeyler söyler ve yaparlarsa, ben onlar için de Firdevsî gibi bir destan yazarım. Bu, Hakk’ın hatırınadır; Hakk’ın hatırı ise âlidir.

Sevdalılar Video
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 10%

26/27 Temmuz Beraat Kandili

Perşembe, 22 Temmuz 2010

2010 yılı Beraat Kandili, Pazartesi gününü Salıya bağlayan geceye denk geliyor. 26-27 Temmuz 2010 tarihinde tüm eller semaya af dilemek için kaldırılacak ve dualar edilecek.

bugngif.jpg

(more…)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 11%

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 5941 sayılı Çek Kanunu’nu onayladı

Pazar, 20 Aralık 2009

Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı Gül’ün, Çek Kanunu’nu yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdiği bildirildi.

cekkanunu.jpgYasaya göre, bankalar, önce çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını kontrol edecek, ayrıca kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterecek.

Bankalar, çek hesabı açtırmak isteyenlerin yasaklılık durumuna ilişkin adli sicil kayıtlarını, açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı, pasaport veya sürücü belgesi örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını, esnaf ve sanatkar olanların ise esnaf ve sanatkar sicili kayıtlarını almak ve çek hesabının kapatılması halinde bunları, hesabın kapatıldığı tarihten itibaren 10 yıl süreyle saklamakla görevli olacak. Yerleşim yeri yurt dışında bulunan kişiler, bankaya kendileri ile ilgili Türkiye’de bir adres bildirmek zorunda olacak.

Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde, çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri talebi halinde hamiline verilecek. (more…)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 61%

Aracınızda %20 yakıt tasarruf etme yöntemleri

Pazar, 13 Aralık 2009

-Zorunlu olmadıkça otomobilinizi 2000-3000 devir aralığında kullanın

-Hep yeşil ışıklarda geçmek, kırmızıya yakalanmamak için kentlerdeki ‘yeşil dalga’ hızlarına dikkat edin

-Çok uzun süre yananlar hariç, kırmızı ışıklarda kesinlikle motoru stop etmeyin

-Otomobilinizin bagajında su bidonu benzeri ağırlık yapacak gereksiz yükler bulundurmayın

-Şehir içinde, kırmızı ışığı görür görmez gazdan ayağınızı çekin ve aracınızı ışığa kadar ek benzin yakma durumundan kurtarın.

-Ani ve aşırı gaza basmalardan, gereksiz ani frenlerden kaçının.”

Makine Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mete Kalyoncu, bu konulara dikkat edilmesi durumunda otomobilin yüzde 10 ile yüzde 20 arasında daha az yakıt tüketeceğini vurguladı.

Otomobilin yüzde 20 daha az yakıt tüketmesinin kişiye hatırı sayılır bir katkı sağlayacağını vurgulayan Kalyoncu, şunları kaydetti:

”Akaryakıta yüzde 20 herkes için önemlidir. İvmeli araç kullanmayan, yoldaki yeşil dalgaları gözetip kırmızı ışığa yakalanmayan ortalama bir sürücü, yıl sonunda büyük bir tasarruf sağlayabilir. Ortalama bir otomobilin ayda 200 liralık akaryakıt tükettiğini düşünürsek, sürücü, bir yılda yakıta 2 bin 400 lira vermektedir. Bunun tasarruf edilecek yüzde 20’si 480 liraya gelecektir. Yılda yaklaşık 500 lirayı da kimse sokağa atmak istemez.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 54%

Altın Fiyatları

Çarşamba, 09 Aralık 2009

Güncel olan Altın Alım Satım Fiyatları

24 ayar altın alım satım altın fiyatları altun çeyrek çeyrek altın cumhuriyet külçe külçe altın ons tam altın
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 97%

Türkiye’ye vize uygulamayan 56 ülke

Perşembe, 03 Aralık 2009

passpoert.jpgTürkiye’nin son zamanlarda yürüttüğü diplomatik atak ve komşularla sıfır problem politikasının ardından bazı ülkeler, Türk vatandaşlarına uyguladığı vize uygulamasını kaldırdı. Türkiye’ye vize uygulamayan ülke sayısı 56′ya yükseldi. (more…)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 51%

Yahudi Tüccar ve Kayserili Çocuk

Pazartesi, 30 Kasım 2009

Yahudi bir tüccar ticaret yapmak için şehirleri dolaşır yolu Kayseri’ye gelir. Bakar bir çocuk elinde altın misket ile oynuyor. Tüccarın gözler açılır.
Çocuğun yanına gelerek çocuktan o misketi almak için ona çikolata, dondurma, şeker vs. teklif eder olmaz bir türlü çocuk vermiyor. Para verir ama yine çocuk vermiyor.
Tüccar sorar en sonunda; ne teklif ettiysem olmaz dedin. Peki nasıl olacak ?
“Ha şimdi oldu amca” der çocuk.
Adam bir rahatlar ve söyle evladım nasıl olacak. Senden o misketi almam için ne istiyorsun benden ? der.
Amca, şimdi şu yüksek yere çık ve orada eşek gibi avazın çıktığı kadar anırırsan sana bu misketi veririm.
Yahudi Adam tabi güle oynaya bu teklifi kabul eder.
Sonra gelir çocuğun yanına, ve “ver misketi dediğiniz yaptım” der.
Çocuk adama döner ve ona şu ifadeleri kullanır.
“Sen eşek halinle bu misketin altın olduğunu anlıyorsun da; ben insan olarak bunun ne olduğunu bilmiyor muyum.” Der ve misketi vermeden çeker gider.

Burası ile alakalı çocuğun isteğini ve fıkranın sonunu şöyle bağlayarakda anlatanlar da var.

Çocuk adamın kendisini sırtına alarak eşek gibi taşımasını ister. Yahudi adam kabul eder sırtına alır çocuğu bir tur iki tur, çocuk eşşek gibi anırmasını ister o da başlar anırmaya çocuk derki neden misketimi istiyorsun? Tüccar der oğluma götürcem.
Peki benim misketimin altın olduğunu biliyor musun?
Tüccar şaşırır evet der.
Yahu sen eşşek olarak anırırken altının kıymetini biliyorsun da ben insan olarak sana binmişken bu altının kıymetini bilmezmiyim. Hadi eşşek benden bukadar ben eve gidiyorum der tüccarın üstünden inip kaçar.

Evet orijinal bir fıkra, aslında bu fıkradan ders çıkarmakda lazım.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 52%

Trabzon Belediyesi Otopark Uygulaması Memnun Edici

Cumartesi, 28 Kasım 2009

Trabzon Belediyesi’nin sahibi olduğu otoparkların işletim hakkını alması ve bu otoparkları düşük fiyatla vatandaşa kullandırması uygulaması tam not aldı. Trabzon Belediye Meclisi kararıyla ilk etapta yol kenarlarında olan otoparkların işletim hakkı belediyeye geçerken bu otoparkı kullanmak isteyenler ilk 20 dakikalık kullanımlarda ücret ödemeyecek.
2511otopark2.jpg
Otoparkları kullanan vatandaşlar uygun fiyatın kendilerini memnu ettiğini ifade ederek, “Geçmişte otoparklara yüksek fiyat veriyorduk. Şimdi belediye bunun fiyatını yarı yarıya dan daha da düşürdü. Otopark kullanımı bu şekilde teşvik ediliyor. Belediyeye teşekkür ederiz” dedi.
Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu önümüzdeki günlerde otoparklara bankomat takacaklarını ifade ederek, “Otoparklar halkın malıdır. Halkın kullanımında kar amacı güdülmemeli. Bu nedenle belediye olarak otoparkları biz işleteceğiz. Bunun için ilk 20 dakikada araçlardan para talep etmeyeceğiz. Bir saate kadar 2 Lira, 2 saate kadar 3 Lira, 3 saate kadar 4 Lira, onun üzerindeki sürelerde ise vatandaştan 5 Lira talep edeceğiz: Bankomat sistemini getirdiğimizde daha düzenli bir işletim sistemi kurulmuş olacak” diye konuştu.

Kaynak: Trabzon Belediyesi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 28%

Fatiha Suresi ile dalga geçtiler

Cuma, 27 Kasım 2009

Kanal D’de yayınlanan “Akasya Durağı” adlı dizide Fatiha Suresi ile dalga geçtiler!

Kaynak ve Haber Detayı

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 28%

Çayın bu zararlarına dikkat!

Pazartesi, 23 Kasım 2009

cay.jpgBir çok konuda insan vücuduna yararları olan çayın bazı zararları olduğunu da unutmamak gerekiyor.
En çok tükettiğimiz içeceklerden biri olan çayı içerken hem miktarını hem de şekerini iyi ayarlamak gerekiyor. Aksi halde bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor… (more…)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 26%