TÜBİTAK’ın ürettiği çiplere neden ‘Fransız’ kalındı?

28 Ocak 2012

manset.jpg

Türkiye’nin elektronik pasaport ihalesinin, çipleri dünyada ‘güvensiz’ bulunmasına rağmen Fransız devlet şirketi Gemalto’ya verilmesinin yankıları devam ediyor. TÜBİTAK’ın, hem kimlikler hem de pasaportlar için güvenilir çip ürettiği, buna rağmen bu ürünün tercih edilmeyip ihalenin Fransızlara verildiği ortaya çıktı. Çiplerde en kritik unsur, içindeki işletim sistemi. Fransızlara asıl bağımlılığın sebebi de bu. İşletim sistemi üretildikten sonra çipin temin edilmesi çok daha kolay. TÜBİTAK, 2007 yılında Başbakanlık genelgesi ile kalabalık bir Ar-Ge grubu oluşturarak bu sistem üzerinde çalıştı. Toplam 27 milyon lira harcayarak ‘güvenilir çip’ üretmeyi başardı. Ancak söz konusu ürün şimdilik elinde kaldı.

Zaman, gelişmeleri dünkü nüshasında, “e-pasaport çipleri ihalesi ‘güvensiz’ Fransız şirketinin” başlığı ile duyurmuştu. 2007 yılında kurulan Ar-Ge birimi, sadece pasaportlar için değil genel anlamda kullanılacak bütün kimlikler için sistem üretecekti. e-devlet projesinin önemli bir ayağını bu e-kimlikler oluşturacaktı. TÜBİTAK bunun için Nüfus Genel Müdürlüğü, SGK, Sağlık Bakanlığı gibi kurumlarla birlikte çalıştı. Altyapı başarıyla kuruldu. AKİS (Akıllı Kart İşletim Sistemi) testi geçti ve kullanıma hazır hale getirildi.

Darphane Genel Müdürlüğü, geçtiğimiz ekim ayında 5 milyon adet çipli pasaport ihalesine çıktı. İhaleye katılan 5 firmadan 3′ü, TÜBİTAK’ın geliştirdiği bu sistemi kullanacağını açıklayarak teklif sundu. Bunlar; Malezyalı IRIS, ABD’li HID ve Fransız Arjowiggins’ti. Diğer iki firma ise Fransa Ulusal Meclisi ile Cumhurbaşkanlığı’nın ana hissedar olduğu Gemalto firması ile Alman-Tayland ortaklığı Smartrec’ti. İhale şartnamesine göre, yerli ürünle katılan firmalara yüzde 10 indirim sağlanacaktı. En düşük teklifi de TÜBİTAK’la birlikte çalışan Arjowiggins sundu. Fakat ihale, ‘hiç bir firmanın liyakatli bulunmadığı’ gerekçesiyle iptal edildi. İkinci ihaleye 22 Aralık 2011 tarihinde çıkıldı. Ancak bu kez büyük bir değişiklik vardı. İhale şartnamesi değiştirilerek ‘yerli ürün indirimi’ kaldırılmıştı. Gerekçe olarak, hangi ürünün ne kadar ‘yerli’ olduğunun tam olarak tespit edilemeyeceği gösterildi. TÜBİTAK’a Sanayi Bakanlığı tarafından verilen ‘yerli ürün belgesi’ de yeterli görülmedi. Bu ihaleye de aynı firmalar girmesine rağmen bu kez teklifleri kabul edildi. Sonuçlar, 12 Ocak 2012′de açıklandı. Buna göre Gemalto firması, ürün başına 1.54 Euro önererek birinci kabul edildi. 10 yıllık bir süreyi kapsayan ihaleye göre 5 milyon adet pasaport karşılığı, toplamda 7,7 milyon Euro ödeme yapılacak. Ancak Zaman’ın dün duyurduğu bilgilere göre, bu firmanın önerdiği çipler dünya çapında ‘güvensiz’ bulunan türden. Şifresi kırılmış durumda. Bu nedenle güvenlik sertifikası alamıyor. Oysa teknik şartnamede, önerilecek çipin dışardan müdahaleye karşı koruma sağlaması isteniyor. 2010 yılında Washington’da düzenlenen ve kendi alanında dünyanın en önemli konferanslarından biri olarak kabul edilen ‘BlackHat Conference’da Gemalto’nun ürettiği çiplerin ‘güvenlik zaafı’ taşıdığı açıkça ortaya konmuştu. Fransa devletinin, Gemalto’yu sübvanse ettiği ve yurtdışı ihalelerde şirket lehine lobi yaptığı belirtiliyor.

fransız kimlik pasaport Seyir Defteri tübitak zaman
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 2%

Tasarruflu ampulü her odada kullanmayın

28 Ocak 2012

 m_ampul_k.jpg

Osman Çerezci, tasarruflu ampullerin klasik ampullere göre çok daha fazla elektromanyetik alan yaydığını ifade ediyor. Bu ampullerin ev ve çalışma ortamında elektromanyetik kirlilik kaynağı olduğunu belirten Çerezci, yaşadığı bir olayı şöyle aktarıyor: “Bursa’da baz istasyonu ölçümü için bir eve gittik. Evdeki radyasyonun baz istasyonundan değil, evde kullanılan tasarruflu ampulden kaynaklandığını gördük. Işığı yaktığımızda cihazımızın aniden yüksek değerler gösterdiğine tanık olduk. Işığı kapattığımızda sıfırlanıyordu.” Tasarruflu ampulün yaydığı radyasyonun 20 santimetrelik alan içinde 10-15 birim arasında değiştiğini ifade eden Çerezci, klasik ampullerde ise bu oranın 0 olduğunu belirtiyor. Bazı tasarruflu ampullerin iki kat zarflanarak ultraviyole etkisinin azaltılmak istendiğini dile getiren Çerezci, yine de elektromanyetik alan yaymaya devam ettiğini söylüyor. Çerezci’ye göre tasarruflu ampullerden yayılan elektromanyetik alanlar, bedenimizde elektrik sinyallerinin taşındığı sinirler üzerinde akımlar meydana getirerek sinirleri uyarıyor, kasları etkiliyor. Bu da kişide yorgunluk, sinirlilik oluşturabiliyor. Ayrıca tasarruflu ampul, masanın başucunda 10 cm gibi kişinin çok yakınında bulunması halinde ultraviyole sızıntısı yapması nedeniyle deride kızarıklıklar meydana getiriyor. Prof. Dr. Çerezci, çocuk odaları, çalışma masaları ve yatarken başucumuzda kesinlikle bu tür aydınlatma ürünlerinin kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Çocukların elektromanyetik alanlardan çok daha fazla etkilendiğini belirten Çerezci, çocuk odalarında klasik ampullerin tercih edilmesini tavsiye ediyor. Yazının tamamını oku »

Sağlık
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 2%

Eski Türküler Neden Hiç Unutulmaz - Potbori (Belkıs Akkale - İzzet Altınmeşe)

27 Ocak 2012

Video
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 2%

Kur’an ve Hayat Sitesi Açıldı

17 Ocak 2012

www.kuranvehayat.net adlı internet sitesi yayına girdi. Vaiz Hasan ŞAHİN hocaefendinin televizyon programlarındaki sohbetlerinden derlenmiş videoların bulunduğu sitede soru sorma ve bilgi alma özelliğide mevcut.

AHLAKİ YAŞAYIŞ from iceprince616161616161 on Vimeo.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 4%

Gizli Cep Telefonu Sırları

17 Ocak 2012

Sizlere Nokia, Sony Ericsson, Samsung ve diğerlerine has gizli kodları biliyor muydunuz?

Ayrıca en önemli ve pratik GSM kodlarını da bir araya getirdik. GSM kodları cep telefonu modelinden bağımsız çalışıyor. Eğer faturasız hat kullanıyorsanız bazı sınırlamalar mevcut. Bazı kodlar işe yaramayabilir.

İşte o kodlar ve kullanma yöntemleri…

IMEI (seri numarasını) göstermek: Bu numara sayesinde bir hırsızlık veya kayıp durumunda cep telefonunuzun kimliğini saptayabilirsiniz. Bu kod ile IMEI numarasını ekranda görebilirsiniz: Kod: *#06#

Sony Ericsson: Gizli servis-menüsünü açığa çıkarmak:

Bu kod ile normalde sadece servis teknikerlerine görünen gizli bir menüye ulaşabilirsiniz. Menüye > * << * < * ile ulaşabilirsiniz ki, burada çengeller joystick’teki sol-sağ yön tuşlarını temsil ediyor.

Samsung: Yazılım sürümü ve sıfırlama: Modele göre Samsung cep telefonlarının yazılım sürümünü öğrenebilirsiniz:

*#9999*, *#9999#, *1234#, *#1234# veya *#1234*

*#8999*8378# ile sürüm, H/W Yazının tamamını oku »

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 4%

PKK’nın yeni dini

17 Ocak 2012

PKK ve KCK’nın Kürtlere yönelik “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlüktür” şeklindeki açıklamalarının olduğu, hatta PKK’nın Zerdüşt ayinleri düzenlediği biliniyor. Dindarlığı ile bilinen bölge halkının, PKK tarafından sistematik bir biçimde pagan dinlerine doğru itilmeye çalışıldığı, böylelikle bölgedeki İslami duyarlılığının kırılmak istendiği belirtiliyor.

Son zamanlarda başta terör örgütü PKK ve KCK olmak üzere Kürtlere karşı sistematik bir inanç sömürüsü politikası yürüttükleri bilinen bir gerçek. Terör örgütünün yanı sıra bu sömürüye siyasi partilerinde katıldığı görüldü. Mardin’in Nusaybin ilçesinde BDP’li Belediyenin açtığı ” Mitanni Kültür Merkezi’nin” duvarlarına işlenmiş Zerdüştlere ve Yezidilere ait ilginç figürlere rastlandı. Mitanni Kültür Merkezi’nin duvarlarında yer alan figürlerin Zerdüştlerin Tanrısı ‘Ahura Mazda’ya ve Yezidi inancına ait Melek Tavus’a ait olduğu ortaya çıktı. İslam inancına bağlılığı ile bilinen bölge halkının yavaş yavaş asimile edilerek, cahiliye döneminde ki pagan dinlerine yönlendirilmek istenmesi tepkilere neden oluyor. Bu asimile projesinin terör örgütünün yanı sıra bazı siyasi partilerinde desteğiyle sistematik bir biçimde yapıldığı kaydediliyor.

İSLAM’A KARŞI ZERDÜŞTLÜK VE YEZİDİLİK

Daha önce terör örgütü PKK’nın ve KCK’nın Kürtlere yönelik “Kürtlerin asıl dini Zerdüştlüktür ” şeklindeki açıklamaları olduğu biliniyor. Bu sistematik dayatmaya terör örgütünün siyasi temsilcileri de katılmıştı. Mardin’in Nusaybin İlçesinde 2004-2009 dönemleri Belediye Başkanılığı yapan ve kısa bir süre önce KCK’dan gözaltına alınan ve tutuksuz olarak yargılanmak üzere serbest bırakılan Dr. Mehmet Tanhan’ın açtığı ‘Mitanni Kültür Merkezi’nin’ duvarlarında Zerdüştlerin tanrısı olduğu söylenilen “Ahura Mazda’nın ve Yezidilerin yaratıcı olarak kabul ettikleri Melek Tavus’un” resmilerinin işlendiği ortaya çıktı. Dindarlığı ile bilinen Kürtlerin sistematik olarak ve yavaş yavaş Pagan dinlerine doğru itilmeye çalışıldığı görüldü. Yazının tamamını oku »

Seyir Defteri
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 4%

PKK’lı Bay X’ten Gündemi Sarsacak İtiraf

27 Eylül 2011

Ergenekon’dan PKK’ya PKK’dan siyasilere talimat; Milliyetçi çatışma çıkarma hedefi; Polise, askere, sivile saldırı; İstihbarat örgütleri ve bazı Ülkücülerden örgüte destek…

Son terör saldırılarına bakılırsa, perde gerisinde anormal hadiseler yaşanıyor. Son terör saldırılarına bakılırsa, perde gerisinde anormal hadiseler yaşanıyor. Kendilerine ‘Kırmızı’ adını veren bir kontrgerilla grubundan söz ediliyor. Dış destekli derin hesaplar, bazı PKK’lıları bile rahatsız etmiş durumda.

” * Biz artık ne yaptığımızı bilmiyoruz. Sürekli farklı yerlerden talimatlar geliyor. Ergenekon grubu olarak tabir ettiğiniz kişilerden, itirafçılar, askerler ve yabancı devletlerin istihbarat birimlerinden gelen talimatlara göre hareket ediyoruz.

* Polise, askere saldırmak, sivil, asker kaçırmak, devlet kurumlarına saldırı, sivilleri hedef almak, şehirlerde bombalı saldırılar düzenlemek. En sonunda ülkede bir iç çatışma ortamı çıkarmak. Bunun için, batıda, doğuda ve milliyetçilik damarı yüksek şehirlerde eylemler hedefleniyor.

* Bir de eğer saldırı yapılacaksa önemli kişilerin seçilmesi söylendi. Mesela ailesi ‘vatansever’ diye tabir edilen kişiler öldürülmeli.

* Bazen ‘memlekete göre insan öldürün’ deniyor. Böylece bir Kürt-Türk çatışması oluşsun.

* Her eylemin kararı ana karargâhtan çıkmıyor. Gruplara inisiyatif alma hakkı verildi. Bu örgütün tarihinde görülmüş bir durum değildir. Çünkü en basit talimat bile merkezin bilgisi dâhilinde olur, ani baskın ve saldırılar dışında.”

Son günlerde yaşananların tercümesi ve itiraf niteliğinde olan bu ifadeler kısa süre önce görüştüğümüz PKK’nın önemli isimlerinden birine ait. İsminin açıklanmasını istemediği için kendisinden ‘Bay X’ diye söz edeceğiz. Örgüt yöneticisi ile yaklaşık iki hafta önce, yani peş peşe yaşanan patlama ve saldırılar öncesinde konuştuk. Bay X’in anlattıkları bunlarla sınırlı değil, örgütün ortaklarını da bir bir sıralıyor. Aslında bu zamana kadar söylenegelen şeyleri teyit ediyor bir anlamda:

“ * İsmini vermeyeceğim; ama son dönemde Türkiye ile problem yaşayan ülkelerin istihbarat örgütleri yardım ediyor bize.

* Aynı şekilde Türkiye içinde Ergenekoncu olarak tanımlanan ve eskiden ülkücülerin arasında bulunmuş bir ekibin desteği var.

* Bazı birimlerimizin içinde eski itirafçılar ve askerler, yüzbaşı, binbaşı rütbesinde iken ordudan ayrılıp bize katılanlar var. Bunlar, normal sivil gezen ancak bize istihbarat ve bilgi sağlayan kişiler. Eylemlerde de itirafçıları bunlar yönlendiriyor. Hatta şehirlerde eylem yapmaları için görevlendirdiğimiz ve örgüte bağlı çalışan bazı birimlerin önemli kadrosu bu itirafçılardan oluşuyor.

* TAK’ın (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) içinde eski JİTEM mensupları ve itirafçılar var. Yeşil’in (Mahmut Yıldırım) önemli ekibi bu ve diğer birimlerimizde hâlâ aktif görev yapıyor.

* Amid Birliği var, bu daha makul bir yapımızdır. Eylemi kendi başına yapmaz, çünkü onlar daha çok bizim gibi düşünen gelenekçi yapıyı temsil ediyor. Ama asıl faaliyet alanları şehirlerdi.

HPG (Halk Savunma Güçleri) hem kırsalda hem de şehirde eylem yapma yeteneğine sahip.

* Apocu İnisiyatif (Apocu Gençlik) ise daha çok gençleri kazanmak için organize ettiğimiz bir hareket. Bunlar gösteri ve yürüyüşlerde ortaya çıkar.

* Ama bütün bunlar, örgütü kendi amaçları için kullanan istihbarat birimleri ve Türkiye’nin derin yapısı ile hareket ediyor. Özel Kuvvetler ise dağ ve şehir eylemi yapma eğitiminden geçirilmiş kişilerdir. Bunlar HPG’ye bağlı olsa da yine Türkiye derin yapısı ile birlikte çalışıyor.”

Yazının tamamını oku »

Seyir Defteri
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 43%

Rehavetle mücadelenin yolları

19 Eylül 2011

Çoğu kişinin öğle yemeğini yedikten sonra üzerine bir rehavet çöker. Eğer iş yerinizdeyseniz bu durum sizin için oldukça sıkıntı verici olur. Akşama kadar bitmesi gereken bir sürü işiniz olabilir. Peki bu rehavetten kurtulmak için neler yapabilirsiniz?

Reader’s Digest dergisinde yer alan habere göre, öğleden sonrası rehavetiyle mücadele etmenin 12 basit yolu bulunuyor. İşte bu yollar:

uyku.jpg

1. Dışarı çıkın ve gün ışığında 10 dakika oturun: Öğle yemeğini dışarıda yiyebilirsiniz ve öğle aranızda yemekten sonra kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz. Bu ara kronolojik saatinizin yenilenmesine yardım edecek, uyku hormonu seviyenizi düşük tutacak, çok faydalı olan D vitamini almanızı sağlayacak ve kemik erimesi riskinizi de azaltacaktır.

2. Protein içeren yiyecekler seçin, karbonhidrattan uzak durun: Ekmeksiz ton balığı salatası ton balıklı sandviçten daha iyi bir seçimdir. Az yağlı, peynirli yeşil salata, iyi haşlanmış bir yumurta veya dilimlenmiş hindi eti de sizin için önemli bir değişiklik olacaktır.

Yazının tamamını oku »

Sağlık
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 45%

Radyo Cihan 92.8 Trabzon’a Hayırlı Olsun

19 Eylül 2011

 cihan-loogo-sol.png

Radyon Cihan Trabzon’da 92.8 frekansından yayın yapmaya başladı. Tüm frekanslar için :

Yazının tamamını oku »

Sevdalılar trabzon
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 49%

Kanser hastalarına müjde!

19 Eylül 2011

Habervaktim internet sitesinin 19 Eylül 2011 tarihinde yayınlanan bir haberde (sayfa linki) aşağıdaki bilgiler yer alıyor :

Münür Bozkurt, gıda takviyesi olarak bakanlıktan üretim izni aldı. Yurtiçi ve yurtdışından tüm insanlığın istifadesine sunulan karışım 27 veya 34 günlük kullanım süresi içerisinde hangi kanser hastasına ne kadar faydası oluyor ortaya çıkıyor.

kansere_care.jpgDaha önce kesin tedavisi yapılamayan Astım, Alerjik Astım gibi hastalığa ballı macun formülasyonuyla sayısız insanın şifa bulmasına vesile olan Bayburtlu Lokman Hekim Münür Bozkurt, “Allah (c.c.) kuluna şifası olmayan dert vermez” prensibinden hareketle çalıştı, çabaladı, araştırdı, sabretti ve amansız hastalık diye bilinen kansere karşı formüle ettiği ballı bitkisel karışım/gıda takviyesiyle sayısız hastanın duasına mazhar oluyor.

Ballı bitkisel macunu kullanan hastaların bir kısmında tümör duruyor. Bir kısmında küçülüyor. Bazı hastalarda yok oluyor.

Bozkurt’un verdiği bilgilere göre, bağışıklık sistemini güçlendirici özelliğinden dolayı tüm hastaların direnci artıyor. Yatan hastalar ayağa kalkıp hayatın içine katılıyor. Bazı hastalarda kan değerlerini normale dönerken bazı hastalarda ise ağrılar önemli ölçüde azalıyor. Gıda değeri çok yüksek olan “Gıda Takviyesi”ni hem yiyorlar hem de şifalarını buluyorlar.


Münir Bozkurt “Her hasta farklı bir hasta olduğu için her hastada farklı bir şekilde ortaya çıkıyor. Tüm bunlar 27 veya 34 günlük kullanımlı 2.150 gram veya 2.600 gramlık bir kürde belli oluyor. Böyle kısa bir sürede neticenin ortaya çıkması işin belirleyici yönü. Çok azda olsa bazı hastalara da bir faydası olmamaktadır. Böyle olması da işin bir başka yönü. Çünkü şifayı, Şafi olan Allah (c.c.) verir” diyor.

Fayda gören birçok kişiyi görmek için sultanmacunu adlı internet sitesine girip bilgi alınabilir.

astım ilacı astım tedavisi ballı bitkisel karışım bayburt bitkisel karışım çare hekim kanser kanser ilacı kanser tedavisi kemoterapi lokman hekim münür bozkurt Sağlık Seyir Defteri tümör tedavisi zatürre
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Popularite: 50%